ANKARA (turkiyexhaber) – Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, “Göçmenlerin Kaybolmasının Engellenmesinde Kamu Politikalarının Rolü” başlıklı bir parlamenter toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, kayıp göçmenler sorununu insan hakları, adli kimlik tespiti ve hesap verebilirlik gibi çeşitli boyutları olan ciddi bir insani kriz olarak tanımladı. Türkeş, “Her bir istatistiğin ardında bir insan hikâyesi var” ifadesini kullandı.
Türkeş, göç yönetiminde sadece güvenlik odaklı bir yaklaşım benimsemediklerini vurgulayarak, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişimin temel ilkeleri olduğunu belirtti. Kayıp göçmenler konusuna yaklaşımın, teknik çözümlerle birlikte empati ve ahlaki netlik gerektirdiğini ifade eden Türkeş, sistemlerin kimsenin kaybolmamasını sağlayacak kadar güçlü, her bireyin onurunu gözetebilecek kadar da şefkatli olması gerektiğini dile getirdi.
TBMM’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, düzensiz göçün yalnızca sınır kapatma ile çözülemeyeceğini belirten Türkeş, sürdürülebilir politikalar ve daha derin uluslararası işbirliklerinin şart olduğunu vurguladı. Kimsenin iradesi dışında geri gönderilemeyeceğini dile getiren Türkeş, Türkiye’nin her zaman Avrupa ile işbirliğine hazır olduğunu ifade ederek, “Komşu ülkeler ve AB ile el ele çalışmaya hazırız. Göç yönetimini insani, etkili ve hak temelli hâle getirebiliriz” dedi.
Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin, Türkiye’nin uzun süre boyunca dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, en savunmasız grupların korunması için tüm aktörlerin koordinasyonunun önemine dikkat çekti. Kayıp göçmenlerin yalnızca birer istatistik olmadığını vurgulayan Massolin, arama-kurtarma, kimlik tespiti ve sınır ötesi işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
AKPM Göç, Mülteciler ve Yerinden Edilmiş Kişiler Komisyonu Sekretaryası’ndan Gael Marti-Micallef, toplantıda ele alınan konuların yalnızca Türkiye için değil, Avrupa Konseyi’nin tüm üye ülkeleri açısından büyük öneme sahip olduğunu ifade etti.




